19 Haziran 2011 Pazar

Cengiz Ailesi Meşruiyet Kazandı

18 Haziran 2011, Cumartesi günü itibariyle Cengiz Ailesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nce resmen tanınmış bulunmaktadır. Vatana millete hayırlı olsundur...

20 Aralık 2010 Pazartesi

Rochester, Roma ve Kuşadası

Kuşadası, Marina, Rakı, Balık...
Bugün Kuşadası'nda misafirlerimiz vardı. Aslında nereden geldiklerini anlatmak biraz zor... Mert Fulbright burslusu olarak yüksek lisansa gittiği Rochester, New York'tan Türkiye'ye, İstanbul'a birkaç gün önce döndü. Kendisini RIT'den ve Fulbright'tan tanıyorum. İnci ise Roma'da halen yüksek lisans yapmakta.

İkisi de ayaklarının tozuyla önce İzmir'e, ardından Kuşadası'na bizi ziyarete geldiler. Tabi İzmir'e gelip de beni görmemesi biraz ayıp olurdu, çünkü geçen sene "Ege Bölgesi sınırları içine girip de beni aramazsanız bozuşuruz!" diye kafalarının etini yemiştim Amerika'daki Türk arkadaşların. Mert de sağolsun "Madem İzmir'e geldik, Kuşadası'nda Olgun'u görelim de Sazlıköy'den 150 adam toplayıp gelsin bakalım" diye düşünmüş... Doğru da düşünmüş. Melike ile onları Kuşadası garajdan aldıktan sonra Marina'daki bir restorana yemeğe gittik. Yurtdışından gelenlerin hasretini çektiği türden bir sofrada (rakılı-balıklı-mezeli), keyifli sohbet eşliğinde güzel bir gece geçirdik.

Bunun son olmamasını diliyor, diğer arkadaşlarımızı da Kuşadası'na bekliyoruz...

22 Ekim 2010 Cuma

Bilelim, Öğrenelim - I

Evet, bugün sizlere "Bilelim, Öğrenelim" serisinin ilk bölümünde Cengiz Ailesi olarak sevdiğimiz ve sıkça kullandığımız deyim ve terimleri aktarmaya çalışacağım. "Bilelim, Öğrenelim" serisinin gelecek bölümlerini merakla bekleyiniz efen'im...
  • Kıtipiyoz: Tam olarak ne anlamda kullanıldığını bilmesem de bir tür aşağılama içerir
  • Elfes dürüs (elfes dürüst olması da muhtemel): Bunun bi de anam ganam gibi bi çeşiti vardır, genelde olumsuz cümlelerde tam olmama anlamında kullanılır. Örnek: "Elfes dürüs yemek yapamamış" - Çok güzel ya da çok çeşitli yemek yapamamış
  • Çerez ceben: Bildiğimiz fındık, fıstık, leblebi
  • Robdöşambır (robe de chambre): Sateni makbuldür
  • Sinameki: Annem Giritli olduğu için Giritlice'de (böyle bi dil var sanırım) cimri anlamına gelir
  • Dinelmek (ya da diğnelmek): Ayakta uzun süre durmak ya da birinin başında dikilmek

17 Ekim 2010 Pazar

Hancı, Bana Şarap Getir


Biraz geç de olsa Melike ile yaptığımız Şirince gezisi günlüğünü blog'a aktarayım dedim. Evet, Şirince'deydik. Şarapları ve butik otelleriyle ünlü Selçuk'un bu 'şirin' köyüne günübirlik bir gezi düzenledik. Tabi adet gereği şaraphanelerde şarap denedik. Lakin bizden önce buraya giden diğer tanıdıklarımızın aksine biz bütün şaraplardan tadıp sarhoş olmadık, gayet efendi ve etik bir biçimde sadece şarap almayı düşündüğümüz yerlerde bir kaç yudum aldık. Sonrasında köyün yukarı taraflarındaki Rum Kilisesi'ni gezdik.

Yol üzerinden aldığımız papatya tacıyla Melike Rum Kilisesi'nde


Yukarıda manzara gerçekten çok güzeldi. Yandaki fotoğrafta her ne kadar suratsız çıksam da (alerjik bir bünye olduğum için burun kaşıntım azmıştı) gayet güzel bir geziydi. Acıkınca kilise yolu üzerinde yukarılarda manzaralı küçük bir lokantada mantı yedik. Sıcak havayı ve yoğurdu yiyince bastıran rehaveti ise köye göre biraz modern kaçan bir Cafe'de Türk kahvesi içerek attık. Bu benim Şirince'yi ilk ziyaretimdi, son olmamasını umuyorum. Önce aldığımız şarapları bitirelim de gitmeye bahanemiz olsun, ne demiş şair: "Gönül ne kahve ister, ne kahvehane; Gönül muhabbet ister, kahve bahane..." ya da bunun gibi bişey işte...

11 Ekim 2010 Pazartesi

Kırkbir Kere Maşallah

Artık sayfamızda resmimiz olduğuna göre siteye bir nazar boncuğu lazım diye düşündük. Dost var düşman var, değil mi ama...

Güzel ve hayırlı haberlerle güncellediğimiz bu siteyi ve bizi nazarlardan koruması niyetiyle bu fotoğrafı ekliyoruz, elemterefiş kem gözlere şiş diyoruz efen'im...

3 Ekim 2010 Pazar

Ve Nişanlandık

2 Ekim 2010 Cumartesi itibariyle Melike ve ben nişanlanmış bulunuyoruz. Cengiz Ailesi olma yolunda attığımız ilk adımlardan olan bu törende arkadaşlarımız ve akrabalarımızla güzel bir gece geçirdik. Biraz daha detay vermek gerekirse, nişan töreni Kuşadası yolu üzerindeki La Costa Restoran'da oldu. Deniz kenarı, hoş atmosferli bir mekandı. Hava da nişan için çok idealdi, ne üşüdük ne terledik. Güneşi batmadan yakaladığımız için deniz kenarında güzel fotoğraflarımız oldu. Ve işte o fotoğraflardan biri, hatta Melike'nin Facebook profil fotoğrafı:



Tören aslında küçük bir düğünü andırıyordu. Güzel ve sadeydi. Gecenin sonuna kadar eğlendik. Hatta gençler ekibi olarak salondan en son ayrılırken mekanda bizden ayrı eğlenen İrlanda'lı turistlerin davetiyle içeriye geçtik ve onlarla dans ettik. Gayet hoş bir geceydi. Düzenleyenlere de buradan tekrar teşekkür ediyoruz.

Gecenin benim aklımda kalan en eğlenceli yerleri ise:
  • Melike'nin mekana girdikten hemen sonra "İnsanlara bi 'Merhaba' diyelim" demesi,
  • Pasta keserken garson çocuğun "Ee, bıçak kesmiyor" demesi ve Melike'nin "Tamam ya, farketmez, çok keskin olmasına gerek yok, verin bi deneyelim" demesi, (Garsona para verme adetini acı bi şekilde öğrenmiş oldu)
  • İrlanda'lı amca ve teyzelerle blues, rock'n roll, swing tarzı ortaya karışık danslarımız...
Artık hedefimiz Düğün - Haziran 2010... O zamana kadar gelişmelerle gündemi yakından takip edeceğiz efen'im...